Kişi isteyerek ya da istemeyerek veya nedeni olsun olmasın konuşma sırasında hatalar yapmaya devam ettikçe bu sorun alışkanlığa dönüşmektedir. konuşma bozuklukları ortaya çıkmaya başlandığı zamanlar daha çok okul öncesi dönemde özellikle fizyolojik travmalar nedeni ile ortaya çıkmaya başlarken okul çağı öncesinde çok sık görülen konuşma bozuklukları doğuştan olmayan ancak çevresel faktörlerin etkileri ile ortaya çıkan problemlerdir. Çocuklarda konuşma bozukluğu takılmalar, uzatmalar, duraksamalar ya da harf hataları, dil tembelliği gibi sorunlarla birlikte görülmektedir.

Akıcı konuşma bozuklukları olarak değerlendirdiğimizde kekemelik türleri olan takılmalar, duraksamalar yada daha ağır olarak görülen ve ağızdan hiç sesin çıkmama durumu olan tutulmalar kişilerde gözlemlenebilir. Bu durumların ana sebebi ise genel olarak görülen korkulardır. Fakat bu korkuların sonucunda vücudun tepkisi ise ciddi bir reaksiyonla birlikte takılmalar olarak görülür. Bazı durumlarda ateşli hastalıklar yahut özenti gibi durumlarda bu problemlerin kaynağı olarak gösterilebilir. Çocuklarda konuşma bozukluğu ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemler düşünüldüğünde kendiliğinden geçme olasılığı yüksek olan problemlerdir. Çünkü bu sorunların ortaya çıkışının ardından yaşanan akıcı konuşma bozuklukları o anın getirisi olarak geçici bir süreliğine konuşma motorunu etkisi altına almıştır. Fakat aile bireylerinin bu sonuç karşısında çocuğun büyük bir sorun yaşadığı düşüncesi ile gereksiz ve abartı şekilde tepki verebilmektedirler. Gereksiz yere verilen bu tepkilerle zaten karmaşık bir durum yaşayan çocukta tuhaf bir paniklemeyle konuşamamanın verdiği zorluğu daha derinden yaşamaya başlar. Hal böyleyken etkinin tepkiye dönüştüğü bu tekrarlar yada takılmalar artık çocuk tarafından daha dikkat edilmeye başlayan sıkıntılar olarak bilinçaltına erleşir ve çocuk her konuşmaya başladığında takılıcam kaygısını gütmeye başlar.

Kendiliğinden geçme ihtimali ona konuşma bozuklukları bahsedilen dönemlerden sonra halen geçmedi ise artık kalıcı kekemelik olarak adlandırılan durum yaşanmaya başlamıştır diyebiliriz. Bunun sonucunda ise artık hem konuşma ve ifade güçlüğü hem de psikolojik baskıların olduğu dünya çocuğu beklemektedir. Ergenlikten önce halledilmeyen bu takılmalar ise bir süre sonra maalesef oturan konuşma yapıları halinde alışkanlık türü bir yapı ile giderek ağırlaşan bir boyutta ilerlemeye devam eder.

Harf hataları olarak adlandırılan artikülasyon bozuklukları ise çocukların erken konuşma döneminde sesleri tam olarak vurgulayamamaları yada bilinçlerinde o harf yerine farklı bir sesin kodlanması ile devam eden sesletim bozukluklarıdır.Artikülasyon bozukluğu bazen kekemelikte olduğu gibi sıkıntılı anların sonucunda görülse de bu ihtimal çok nadir görülen durumlardır. Harf hataları çocuk yaşlarda aile bireylerine çok tatlı gelse de müdahale edilip dil konuşma terapilerinin işin içine dahil olduğu bir sürece tabi tutulmasını gerektiren bir durumdur.