Genel

Çocuklarda Konuşma Bozukluğu

Kişi isteyerek ya da istemeyerek veya nedeni olsun olmasın konuşma sırasında hatalar yapmaya devam ettikçe bu sorun alışkanlığa dönüşmektedir. konuşma bozuklukları ortaya çıkmaya başlandığı zamanlar daha çok okul öncesi dönemde özellikle fizyolojik travmalar nedeni ile ortaya çıkmaya başlarken okul çağı öncesinde çok sık görülen konuşma bozuklukları doğuştan olmayan ancak çevresel faktörlerin etkileri ile ortaya çıkan problemlerdir. Çocuklarda konuşma bozukluğu takılmalar, uzatmalar, duraksamalar ya da harf hataları, dil tembelliği gibi sorunlarla birlikte görülmektedir.

Akıcı konuşma bozuklukları olarak değerlendirdiğimizde kekemelik türleri olan takılmalar, duraksamalar yada daha ağır olarak görülen ve ağızdan hiç sesin çıkmama durumu olan tutulmalar kişilerde gözlemlenebilir. Bu durumların ana sebebi ise genel olarak görülen korkulardır. Fakat bu korkuların sonucunda vücudun tepkisi ise ciddi bir reaksiyonla birlikte takılmalar olarak görülür. Bazı durumlarda ateşli hastalıklar yahut özenti gibi durumlarda bu problemlerin kaynağı olarak gösterilebilir. Çocuklarda konuşma bozukluğu ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemler düşünüldüğünde kendiliğinden geçme olasılığı yüksek olan problemlerdir. Çünkü bu sorunların ortaya çıkışının ardından yaşanan akıcı konuşma bozuklukları o anın getirisi olarak geçici bir süreliğine konuşma motorunu etkisi altına almıştır. Fakat aile bireylerinin bu sonuç karşısında çocuğun büyük bir sorun yaşadığı düşüncesi ile gereksiz ve abartı şekilde tepki verebilmektedirler. Gereksiz yere verilen bu tepkilerle zaten karmaşık bir durum yaşayan çocukta tuhaf bir paniklemeyle konuşamamanın verdiği zorluğu daha derinden yaşamaya başlar. Hal böyleyken etkinin tepkiye dönüştüğü bu tekrarlar yada takılmalar artık çocuk tarafından daha dikkat edilmeye başlayan sıkıntılar olarak bilinçaltına erleşir ve çocuk her konuşmaya başladığında takılıcam kaygısını gütmeye başlar.

Kendiliğinden geçme ihtimali ona konuşma bozuklukları bahsedilen dönemlerden sonra halen geçmedi ise artık kalıcı kekemelik olarak adlandırılan durum yaşanmaya başlamıştır diyebiliriz. Bunun sonucunda ise artık hem konuşma ve ifade güçlüğü hem de psikolojik baskıların olduğu dünya çocuğu beklemektedir. Ergenlikten önce halledilmeyen bu takılmalar ise bir süre sonra maalesef oturan konuşma yapıları halinde alışkanlık türü bir yapı ile giderek ağırlaşan bir boyutta ilerlemeye devam eder.

Harf hataları olarak adlandırılan artikülasyon bozuklukları ise çocukların erken konuşma döneminde sesleri tam olarak vurgulayamamaları yada bilinçlerinde o harf yerine farklı bir sesin kodlanması ile devam eden sesletim bozukluklarıdır.Artikülasyon bozukluğu bazen kekemelikte olduğu gibi sıkıntılı anların sonucunda görülse de bu ihtimal çok nadir görülen durumlardır. Harf hataları çocuk yaşlarda aile bireylerine çok tatlı gelse de müdahale edilip dil konuşma terapilerinin işin içine dahil olduğu bir sürece tabi tutulmasını gerektiren bir durumdur.

Konuşma Sorunları

Konuşma sorunları kişide bulunan fiziksel sorunların etkisiyle çıkabildiği gibi psikolojik sorunların kişide bıraktığı etkiyle de ortaya çıkabilmektedir. Örnekler ile kişilerin fiziksel sorunlar etkisiyle ortaya çıkan sorunlar ile psikolojik sorunların etkisiyle çıkanları gösterirsek;

Psikolojik olarak kişi kendisini baskı altında veya kabullenemeyeceği bir olayın etkisiyle ortaya çıkabilmektedir. Fiziksel olarak ise dil ve damağında sorun olması halinde ortaya çıkmaktadır. Doğuştan işitme kaybı olan kişilerde mevcut konuşma sorunları, hiç bilmedikleri sesleri çıkaramamalarından kaynaklanırken, doğuştan olmayan konuşma sorunları özellikle bazı olumsuz etkileşimler sonucunda küçük yaşlarda ortaya çıkmakta sonrasında ise konuşma sorunlarının oturan konuşma yapıları haline gelmesi ile devam eden süreçler olduğu görülmektedir.

Konuşma bozukluları yapısal olarak kişilerin iletişim ve ifade güçlüğü çekmelerine sebep olsalar da durum yalnızca görüldüğü gibi de değildir. Konuşma sorunu yaşayan bireylerde ifade güçlüğünden kaynaklanan özgüven eksikliği ve psikolojik buhranların yaşandığı dönemler ergenlik döneminden sonra ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu sorunların önüne geçmek için konuşma sorunlarını küçük yaşlarda önemsemek ve bu sıkıntılara ulaşmadan kişiliyi konuşma sorunlarından kurtarmak en ideal dönemde yapılacak en verimli süreçleri işlemekten geçmektedir. Küçük yaşlara ilgilenilen konuşma sorunlarını, tam anlamıyla detaylandırmak ve çocuklardaki konuşma sorunlarının kaynaklarına ulaşma yönünde atılacak bilimsel veriler eşliğinde konuşma sorunlarına yönelik ideal yöntemlerin seçimi sağlanmalıdır.  Konuşma sorunları kişiden kişiye değişik şekillerde görülen akıcı konuşma bozuklukları ya da harf hataları olarak görülebilirken bir de hiç anlaşılmayan konuşmalara sebebiyet veren dil tembelliği de konuşma sorunlarındandır. Dil tembelliği ise genelde işitme kaybının yaşandığı durumlarda daha belirgin şekilde görülmektedir. Hiç işitilmeyen seslerin dil tarafından nasıl çıkarılacağının bilinmemesi yahut bu seslerin nasıl çıkarılacağının hiç öğrenilmemiş olması ile görülen problemlerdir. Dil tembelliğinin görülen sesletim sıkıntılarını aşabilmek için her sesin çıkış noktalarının çocuk tarafından öğrenilmesine yönelik dil ve dudak egzersizlerinin yapılması gerekmektedir.

Konuşma sorunları ayrıca bir hastalık ya da toplum arasında özür olarak algılanabilmektedir. Aslında hastalık olmadıkları için de hap ya da ilaç tedavisi olmayan sorunlardır. Konuşma egzersizleri ile son bulabilen konuşma sorunları heyecana bağlı olarak artış gösterebilseler de heyecanı yatıştırmak adına kullanılan antidepresanlarla tamamen ortadan kalkmaları mümkün olmayan problemlerdir. Kişilerdeki konuşma sorunlarının konuşma terapileri sonucunda geçtiğinin gözlemlenmesi de yeterli değildir. Ayrıca bu başarının kişiler tarafından ne kadar devam ettirildiğinin de tespiti ve analizi önemlidir.

Shaping Tekniği

Kişilerdeki kekemelik yani akıcı konuşma bozukluğu nedeniyle konuşma sırasında kişinin yaşadığı konuşma sorununu yeniden şekillendirerek kişinin konuşma sorunlarından kurtulmasına yarayan bu yönteme Fluquency Shaping Tekniği denmektedir. Bilinenin aksine bir hastalık olmayan kekemelik, psikolojik veya ruhsal bir problem olarak da görülmemelidir. Shaping Tekniği sayesinde çözüm bulunan takılmalar ve duraksamalar akıcılık kontrolünün kişilere verilmesi ile son bulmaktadır.

1905 Amerika doğumlu C. Van Riper’ in buluşu olan Fluquency Shaping Tekniği barındırdığı yeniden şekillendirilmiş konuşma alışkanlığını kişiye empoze etmeyi amaçlamaktadır. Kekemelik akıcılık bozukluğu olarak inişli çıkışlı bir grafik göstermekte, bazen geçer gibi olan bazen ağırlaşabilen bir yapısı vardır.

  1. Motivation
  2. Identification
  3. Desensitization
  4. Variation
  5. Approximation
  6. Stabilization

Yukarıda olduğu gibi altı adımı olan tekniğin, her adımı konuşma akıcılığının düzenlenmesi ve rahatça ifade edebilmeye yönelik süreçleri içermektedir. Kişilerin durum hakkında bilgilendirilmesi, süreçlere yönelik onların adaptasyonun güçlendirilmesi, duygusal dayanıklılığın arttırılması ve kontrollü konuşma alışkanlığının kişiler tarafından benimsenmesi adına egzersizler bu terapilerde uygulanmaktadır. MİDVAS olarak bilinen bu tekniğin ülkemizde yaygınlaştığı söylenemez. Ancak birçok ülkede kabul görmüş olan Shaping Tekniği, konuşma esnasında yaşanan kekemelik sorunlarının önüne geçmek adına gereken öğretiler ve uygulamaları her açıdan üzerinde bulundurmaktadır. İşitme kaybı yada zeka geriliğinin yaşanmadığı kekemelik vakalarına kesin olarak cevap veren bu teknik sayesinde Van Riper’ın dediği gibi işitebilen herkes konuşabilir.

Konuşma bozuklukları konusunda kişiye özel olmak kaydı ile doğru yöntemlerin uygulanması en önemli unsurdur. Örneğin kekemelik gibi artık alışkanlık boyutu ile refleks haline gelmiş bir durumu, sanki ruhsal yada psikolojik bir vaka gibi görüp psikoterapi yöntemleri ile telkinlerle düzeltmeye, ortadan kaldırmaya çalışmak çok doğru değildir. Ayrıca uygun tekniğin uygulandığı durumlarda da tedavi süreçlerinin kısa tutulmaması gereklidir. Uzun yılların getirmiş olduğu takılma, duraksama sorunları birkaç günde son bulacak kadar basite alınacak problemler değildir. Bu sebeple düzeltilen kekemelik vakaları için bile terapilere hemen son vermek yerine azalan periyotlarda rutin kontrollerin yapılması gereklidir.

Kekemelik Nasıl Anlaşılır

Konuşma sırasında arada sırada hataların olması çok normaldir. Bu nedenle tek seferlik hatalar ile kişide sende kekemelik var diye baskı yapılmamalıdır. Yoksa bir şeyi 40 defa söylersek olur söylemi gerçekleşir ve kişide beynin etkisiyle kekemelik belirtileri görülmeye başlanır. Çünkü bir kere kişinin beyni bu düşünceyi kabullenip ona göre davranmaya başlar. Kekemelik sorunu ise devamlı olan bir alışkanlıktır. Eğer bir kişi tutuklukları tekrarlamaları duraksamaları devamlı yapıyorsa o zaman kekeme sorunu vardır diyebiliriz. Kekemelik ise takılma ve tutuklamaların konuşmada bulunan ahenk yani uyumsal bozukluklardır. Kekemelik çoğunlukla çocukların konuşma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Kekemelik nasıl anlaşılır sorusuna cevap olarak korku ya da panik sonrasında görülen değişiklikler mesela konuşmada takılma görülüyorsa kişide kekemelik var diyebiliriz.

 

Kekemelik, ateşli hastalık ve kıskançlık krizleri gibi korku dışında da ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle ortaya çıkış nedenide önemlidir. Kekemelik, ama ama, bu bu, baba baba gibi tekrar olarak görülürken daha sonraları takılma olarak gözükmektedir. İlk dönemlerde kendiliğinden geçme olanağı çok yüksektir. Kekemelik kalıcı olana dek ailelerin yapması ve yapmaması gereken hususları bilmelidir.

 

Görülen kekemeliklere yapma etme şeklindeki uyarılar ya da cümlelerini tamamlamak kesinlikle yapılmaması gereken hususlardır. Bu hususlara dikkat edilmese kişinin dertlenmesine ve yapacağım korkusu aynı hatayı yapmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle kekemelik görüldüğü zaman aileler ve çevresi bu konuda dikkat etmelidir. Tekrarların sonrasında tutulma ve takılma olmaması problemin ortaya çıkış olayın hemen ortadan kaldırılması kekemeliğin kalıcı olmadan kendiliğinden iyileşme sürecini hızlandıran en büyük etken olacaktır. Eğer kaldırılmaz ise ve devam edilmesi takdirinde bu durum kalıcılaşmaya çok büyük etken olacaktır.

 

 

Kekemeliğin kalıcı olduğundan bahsetmek için 1 yılın aradan geçmesi gerekir. Bu süre zarfından sonra uzman yardımı almak doğru bir karar olacaktır. Kekemelik nasıl anlaşılır gibi bir soru aslında detaylıca açıklanacak kadar zor bir soru değilken kekemelik nasıl geçer sorusu çok daha kapsamlı bir açıklama gerektirecektir. Kekemelik ruhsal bir sorun değil o yüzden kişiyi psikolog veya psikiyatrise götürmeye gerek yoktur.Kekemelik ancak konuşma terapilerivasıtasıyla konuşarak bu problemden kurtulacaktır. Bu nedenle uzun soluklu tedavi yöntemleri kısa soluklu tedavi yöntemlerinden daha iyi sonuçlar verecektir.

Harf Hataları

Çocuğun okul dönemine gelmesine rağmen hala harfleri çıkarırken hatalar yapmasıdır. Mesela s harfini çıkarmak yerine t harfini çıkarması veya k harfi yerine g harfini çıkarması gibi harflerde hata olması durumudur. Fakat harfleri farklı kullanma, kısık ya da farklı ses çıkarma, hızlı konuşma, heceleri yutma sorunları harf hataları olarak görülebilir. Artikülasyon probleminin erken dönemde fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü yanlış yerleşen bir sistem olarak düşünülürse yanlış konuşma alışkanlıklarını düzeltmek, bilinmeyen bir yöntemi öğretmekten daha zordur. Yanlış şekliyle refleks haline gelen sistem ancak öğrenilen yeni yapıların dil ve nefes kontrolü ile düzeltilebilir.

Önceleri kulağa komik ve hoş gelen bu sorunlar belli bir zaman sonra çocuğun kendini ifade edemeyecek derecede sorun yaşamasına sebebiyet vermektedir. Bu yüzden bu sıkıntıların gerçekten bir problem olarak algılanması ve çocuğu doğru şekilde yaklaşılması önemlidir. Konuşma sorunları yalnızca harf söylememeye bağlı artikülasyon bozukluğu ile ilgili değildir. Şapkaya şapda Telefona tefon, kediye tedi, topa dop, balıka bayık diye telaffuz etmenin 4 yaş civarında son bulması gerekmektedir. (R ) sesi çocuklarda en son ortaya çıkan sestir. Bu sesler genelde 3 – 4 yaş arasında hece başlarında kullanılmaya başlar fakat yerleşmediği de olur.

Çocuklarda Kekeleme

Genellikle çocuk yaşlarda ortaya çıkan bu sorun kişinin konuşmaya başlayınca istemsizce yapmış olduğu takılma tutulma duraksama gibi sorunlar zamanla alışkanlık haline gelebilmektedir. Kekemeliğin özellikle beklenmedik ani korkuların ardından çok görüldüğünü hepimiz biliyoruz lakin bunun haricinde rüyalarda görülen kabuslar da çocukların ağlayarak uyanacak derecede etkilenmelerine neden olabiliyorlar. Bunun sonucunda yaşanan reaksiyonla birlikte kişiler konuşma bozukluğu yaşamaya başlayabilmektedirler. Kekeleme sorunu olarak görülen bu akıcı konuşma bozuklukları aslında sadece şokun sonucunda yaşanan bir durumdur ve genel itibari ile geçici denebilecek sıkıntılardır. Fakat gereksiz uyarılar yapıldığında bu geçici durum kalıcı hale gelebilmektedir. Çocuğun habersiz olduğu ya da çok önemsemediği bu konuşma bozuklukları, gereksiz yere yapılan uyarılar yüzünden, çocuk tarafından sorun olarak görülmeye başlamakta ve çocuk bu takılmaları kendisine dert edinmeye başlamaktadır.Görülen takılmaların önüne geçmek adına çocuklarda kekeleme sorunları, uyarılarla büyütülmemelidir. Büyütülen takılmalar belli bir süre sonra çocuğun sorunu kendiliğinden atlatmasına mani olacaktır.
Çocuklarda kekeleme için yapılması gereken ise aile bireylerinin uyarıları yerine çocukla sürekli iletişim halinde olmaya çalışmasıdır. İletişimde olunan çocuk kekeleme sorunu yaşadığı anlarda, kalıcı kekemelik durumuna gelmemesine için aile bireylerince daha yavaş ve net biçimde cümle tekrarları yapılabilir. Bu şekilde çocuk daha rahatlatılabilir, fakat bunu uygularken çocuğun takılmalarının önüne geçmek adına yapıldığının çocuğa fark ettirilmemesi gerekir.Kekemeliğe son verilebilir.Bu unutulmamalıdır.

Çocuklarda kekeleme tedavisiise belli bir sürenin ardından kalıcılığı artık kesinleştikten sonra başlanabilecek bir süreçtir. Çocuklarda kekeleme ortalama 5 yaşından sonra konuşma egzersizleri ile başlanabilecek bir süreçtir. Hapı ilacı olmayan kekeleme sorunu ancak konuşma terapileri ile son bulabilir. Bu yüzden kesin çözüm olabilecek mucizevî ilaç ya da şurup arayışı olmamalıdır. Bu tarz arayışların hayal kırıklığı haricinde hiçbir getirisi olamaz.

Kekeleme tedavisi olarak bakıldığında yüzyıllardır devamı gelen birçok yöntem ve teknik denenmiştir. Ancak herkeste aynı zamanda aynı şekilde çözüm olabilecek bir süreç söz konusu değildir. Özellikle çocuklarda kekeleme problemi uzun süreçleri kapsayan, çok sık seansların birbiri ardını izlediği durumlardır. Çocuklarda kekeleme problemi uzman kişi ve çocuk arasındaki iletişimin ne kadar güçlü olabileceği ile çok alakalıdır. Bu yüzden çocukların motive oluşu ayrıca değerlendirilmelidir. Motivasyonu güçlendirilmek adına gerekli süreçlerin göz ardı edilmeden uygulanması uygun olacaktır. Aynı şekilde kekeleme tedavisinin ardından başarının devamlılığını sürdürebilmek adına kontrol süreçlerine de gözetmek, yeni akıcılığın kalıcı olması adına gereklidir.

Konuşma Bozukluğu

İletişim unsurlarının en önemlisi sayılan konuşma etkileşim sırasında en çok farkedilen konuşma sorunlarıdır. Psikolojiksel olarak çıkma nedenlerin fiziksel olarak çıkma nedenlerinden istatiksel olarak çok yüksek oranla fazladır. Özellikle algıların çok geniş bir bant seviyesinde olduğu erken konuşma dönemi için bu olayların derin etkilerinin olduğu söylenebilir. Konuşma bozuklukları ortaya çıktıkları an itibari ile problem olarak görülmeli ve ciddiye alınmalıdır.
Aksi takdirde bu yapı kemikleşerek çocuğunuz üzerinde kalıcı izler bırakabilir.

Konuşma bozuklukları  çeşitli şekillerde görülebilen sesletim ve akıcı konuşma sorunları olabilmektedir. Bireylerdeki bu problemlerin doğuştan geldiği halk arasında yaygın bir durum olsa da bu çok doğru olmayan bir yanılgıdır. Bireyler özellikle erken konuşma dönemlerinde oldukça sık şekillerde çevresel faktörlerden etkilenebilmektedirler. Konuşma bozukluklarını gruplar halinde incelemek istersek,

Artikülasyon Bozukluğu:Eğer sesleri doğru çıkarmakta veya kelimeleri doğru söylemekte zorlanıyorsa, bu artikülasyon bozukluğu problemi. Yanlış telaffuzlardan oluşan yapılardır. Mesela, çocuğunuz ‘örümcek’ yerine ‘öyümcek’ ya da ‘athena’ yerine ‘atsena’ diyorsa artikülasyon sorunu vardır.

Akıcılık Bozukluğu: Çocuğunuz sesleri tekrar ediyorsa; kelimeleri tamamlamakta güçlük çekiyorsa; akıcılık problemi yani kekemelik olabilir. Bu tekrarlar belli bir süre sonra yerini takılmalara da bırakabilmektedir. Örneğin; ‘dondurma’ kelimesini söylerken ‘-do-do dondurma’ ya da ‘ssssucuk’ diyebilir. Kekeleyen çocukların akıcılık sorunları vardır. Bu sorunların heyecanlı anlarda artış gösterdiğini söyleyebiliriz. Hızlı konuşma bozuklugu için de aynı şeyleri söylemek mümkündür.

Dil Bozukluğu: Çocuğunuz karşısındaki bireylerin söylediklerini anlamada sorunu olabilir veya düşüncelerini ifade etmek için kelimeleri bir araya getirirken sorun yaşayabilir. Böyle bir durumla karşılaşıyorsanız çocuğunuzun dil bozukluğu olabilir. Dil bozukluğu dil tembelliği olarakta isimlendirilebilir.

Ses Bozukluğu: Çocuğunuz cümleye başlarken onun sesi gür ve net olabilir lakin cümlesi bitinceye kadar sesi azalıp, daha da kısılabilir ve sesi sanki ağzında tutuyormuş gibi duyulabilir. Bazen de çocukların sesi sanki hastalanmış gibi veya burunlarından konuşuyormuş gibi çıkabilir. Bunlar da ses bozukluğunun birkaç örneği olabilir.

KEKEMELİK TEDAVİSİ İSTANBUL

 

Kekemeliğin Tedavisi - Kekemeliğin Tedavisi Nasıl Olur?

Konuşma sıkıntıları ile ilgili en çok görülen sorunların başında akıcı konuşma problemlerinin olduğu görülmektedir. Yaşanan bu sorunların kaynağı genelde korkulu olaylar olarak görülmektedir. Bazı özel durumlar haricinde yaşanan kıskançlık krizi gibi durumlar da kekemelik problemini doğuracak derecede etkisi olabilen durumların yaşanmasına sebep olmaktadır. Kekemelik tedavisi İstanbul gibi büyük şehirlerde sıkça yapılmaya çalışılsa da olması gereken her şehirde bu sıkıntıyla ilgili çözümün sunulabilmesidir. Kekemelik tedavisi İstanbul gibi bir büyük şehirde olsun olmasın kısa sürecek bir eğitimle verimli sonuçlar vermeyecektir.

Kekemelik tedavisi, çocuklarda kekemelik görülmeye başlandığı an itibari ile uzman eşliğinde devam etmesi gereken bir süreçtir. Yanlış yönlendirilme sonucunda kalıcı hale gelebilen kekemelik sorunu oldukça sıkça görülebilmektedir. Bu problemlerin kemikleşmeden gelip geçici olabildiği bilinmelidir, gereksiz devam eden panik durumları çocuğun sorunu kafasında büyütmesine ve doğru orantılı olarak problemin kalcı hale gelmesine sebebiyet vermektedir.

Kekemelik Tedavi Merkezleri

Kekemelik Tedavisi Merkezi

 

Kekemelik Tedavi Merkezleri

Sorun olarak görülmeye başlandığı ilk dönemlerde kekemelik problemi kalıcı hale gelmeden kendiliğinden geçebilirken belli bir süre sonra oturan bir konuşma alışkanlığına dönüşen bu takılmaların ancak eğitimle düzelebilecek bir yapısı söz konusudur. Kekemelik tedavi edilebilen konuşma egzersizlerinin sonucunda takılmaların ve tutulmaların ortadan kalkabildiğini görebilmekteyiz.   Fakat bunu her birey için aynı şartlarda söyleyebilmek çok mantıklı değildir. Çünkü kekemelik tedavi edilebilse de konuşma terapilerinin her birey üzerinde aynı oranda etkili olmadığını görebilirsiniz. Çünkü kekemelik tedavi merkezi eğitimlerine kekemelik sorunu yaşadığı için başvuran kişilerin eğitim düzeyleri, algılama kapasitesi yahut kişilerdeki kekemelik ağırlık düzeyinin farklı olması her bireyde aynı derecede veya aynı zamanda sonuç alınacağı anlamı taşımamaktadır. Bu yüzden “14 günde kekemeliğe son” gibi kekemelik tedavi merkezlerinin kullandığı bu tarz sloganların ciddiye alınmaması gerekmektedir. Aynı zamanda konuşma esnasında yaşanan sorunların başında gelen duraksamalar ya da takılmalardan oluşan konuşma bozuklukları konusunda aktif olarak bireysel eğitimlerin ön planda olması gerekmektedir.

Konuşma Terapisti

konuşma terapisti

Konuşma Terapisti

Konuşma bozuklukları çok farklı şekillerde görülebildiği için çözüm süreci de kişilere göre şekillendirilmelidir. Konuşma terapisti, terapilerini kişilerdeki gelişim aşamalarına göre kendi içerisinde şekillenmesini planlayan kişi olsa da herkesin yaşı eğitim seviyesi yahut algılama kapasitesi aynı olmadığı için konuşma terapilerinin sonuçlarının değişken olması ya da terapilerin kişilerdeki etki sürelerinin de farklılaşması gayet doğal karşılanmalıdır. Konuşma terapisti kendisinin uyguladığı yöntemlerden sorumlu olan kişidir. Çünkü kişilerdeki farklılıkları gözetmeksizin tekdüze uygulanan yöntemler her bireyde aynı sonucu sağlamamaktadır.

{$footer_yazisi}