kekemelik


Kekemeliğin tedavisi, kekemeliğin başlangıcıyla birlikte ele alınması gereken hem duygusal hem de psikolojik tabanlı bir eğitim sürecidir.

Özellikle heyecan ve panik durumlarında ortaya çıkan sorun kekemeliğin tedavisi ile kısa sürelerde geçebilen ancak sonrasında yaşanacak kaygılı durumlarla yeniden nüksedebilen yanlış konuşma alışkanlıklarındandır.

Kekemeliğin tedavisi ancak konuşma terapistleri tarafından yapılması gereken konuşma seanslarıyla yapılmalıdır. Kekemeliğin Tedavisi ilaç yada belirli bir hap ile gerçekleşemez çünkü kekemelik bir hastalık olmaya yetebilecek buluntulara sahip değildir.

Psikolojik devamlılığı olmayan, çocukken yaşanan özenti, kıskançlık yada korku kaynaklı olan takılmaları yaşayan kekemeler, ileriki yaşlarda bu psikolojik olayların etkisini halen yaşadıkları için değil, yanlış konuşma alışkanlığına sahip olduklarından kekelemeye devam ederler, kekemeliğin tedavisi ile geçen akıcı konuşma bozukluklarıdır. Sadece yeni bir konuşma alışkanlığı ile yer değiştirilmek üzere yeni bir sistem aktarımı  ile konuşma içerisindeki takılmalar yada tutulmalar  ortadan kaldırılabilir.

4 yaş üzeri çocuklarda başlanabilecek kekemeliğin tedavisi ne yönelik seanslar panik halindeki aileleri rahatlatabilir ancak unutulmamalıdır ki kekemelik sorunu, başladığı küçük yaşlarda özellikle ilk bir yıl içerisinde kendiliğinden geçebilecek bir yapıya sahiptir. Ancak bir süre sonra tam aksine kekemelik ancak kekemeliğin tedavisi ile geçebilecek bir konuşma alışkanlığına dönüşmektedir.

 

Kekemeliğin tedavisi, kekemeliğin ne sebeple ortaya çıktığıyla ilgili olan bir süreci ortaya koysa da kişinin kaç yaşında olduğu ne tür bir kekemelik ve takılma süreçleri geçirdiğinin iyi bilinmesi ile şekillenebilecek konuşma egzersizleri ve konuşma terapilerini içeren bir tedavi şeklidir.

Günümüzde kekemeliğin tedavisi yaptığını iddia eden birçok kurum ilaç kullanmaktadır, oldukça yanlış ve uygunsuz olan bu tedavi yönteminin amacı heyecanı yok ederek konuşma bozuklarının önüne geçmek olarak nitelendirilebilir. Ancak bu sakinleştiricilerin kekemelik ve konuşma bozukluklarına çare olabilecek bir niteliği yoktur, olamaz. Kekemeliğin tedavisi yalnızca dil terapistlerinin vereceği dil ve konuşma egzersizleri ile yapılabilir. Kekemeliğin tedavisi, kekemelik ve konuşma bozukluklarının bir hastalık olmadığının bilinmesi ile işe başlanacak bir süreçtir.

Bu süreçte kişi takıldığının farkında olmayabilir, kabullenmeyebilir ancak bunu anlaması ve gerekliğinin aktarılması bu süreçten önce kekeleyen bireye  net şekilde aktarılması gereken noktalardır. Kekemeliğin tedavisi yalnızca dil ve konuşma terapistleri tarafından yapılması gereken süreçleri kapsayan eğitimlerdir. Kekemeliğin tedavisi için gereken detaylı programın uygulanması bireyin kekemeliğinin yanlış konuşma alışkanlığı olarak değerlendirilmesi ile başlayabilir. Psikolojik bir sebebe bağımlı olarak genel olarak ani sayılabilecek kısa sürelerde ortaya çıkan kekemelik, Kekemeliğin tedavisi ile geçebilecek bir sorunken bunu kişinin hala psikolojik bir sorunu yada ruhsal bir sıkıntısı varmışçasına sadece ruhsal terapilerle çözmeye çalışmak Kekemeliğin tedavisi için çaba gösteren psikologların bir eksikliği olarak kabul edilir.

Kekemelik türleri;

1.)  Klonik kekemelik; spazmodik olarak harf ya da hece yinelenir.

2. ) Tonik kekemelik; sesin kesilmesidir.

3. ) Diğer kekemelikler; palialik (söylenecek kelime ile ilgisi olmayan harf tekrarı).

4. ) Atonik kekemelik; ses çıkarmanın aniden kesilmesidir.

Kekemelik tedavisi olarak nitelendirilebilecek bazı metotlar bulunmaktadır.

 

Kekemeliğin Tedavisi – Van Riper Tekniğinin Aşamaları

Motivasyon (Adaptasyon )

İdantifikasyon (Bilgilendirme)

Desansitizasyon (Duygusal Dayanıklılığı Artırma)

Varyasyon (Duygusal Faktörlere Farklı Tepkiler Verme)

Aproksimasyon  (Kekemeliği Azaltacak Tepkiler Vermeyi Öğrenme)

Stabilizasyon (Akıcılığı Günlük Hayata Yayma)

 

Kekemeliğin tedavisinde kullanılan Modifikasyon tekniğinin hedefi kekemeliği modifiye etmek iken, shaping  tekniği için asıl önemli olan konuşmanın akıcılığının şekillendirilmesidir. Bunu yaparken klinikte davranışı şekillendirecek bir ya da ikili kombinasyonlar kurarak akıcılığı oluşturmaya çalışırlar. Birey sistematik ve ani gelişen şekilde, konuşmada akıcılığı artırmaya yönelik tepkiler vermeyi öğrenir. Bunu DAF programı ile (Sesi Gecikmeli Geri Verme) ; bireyin konuşmasını yavaşlatıp, frekansını düşürerek, hastaya tekrar vererek yapmıştır. Bunun yerine öncelikle akıcılığı oluşturma ve günlük hayata transfer etmeyi sağlama üzerine kuruludur.