Konuşma sorunları kişide bulunan fiziksel sorunların etkisiyle çıkabildiği gibi psikolojik sorunların kişide bıraktığı etkiyle de ortaya çıkabilmektedir. Örnekler ile kişilerin fiziksel sorunlar etkisiyle ortaya çıkan sorunlar ile psikolojik sorunların etkisiyle çıkanları gösterirsek;

Psikolojik olarak kişi kendisini baskı altında veya kabullenemeyeceği bir olayın etkisiyle ortaya çıkabilmektedir. Fiziksel olarak ise dil ve damağında sorun olması halinde ortaya çıkmaktadır. Doğuştan işitme kaybı olan kişilerde mevcut konuşma sorunları, hiç bilmedikleri sesleri çıkaramamalarından kaynaklanırken, doğuştan olmayan konuşma sorunları özellikle bazı olumsuz etkileşimler sonucunda küçük yaşlarda ortaya çıkmakta sonrasında ise konuşma sorunlarının oturan konuşma yapıları haline gelmesi ile devam eden süreçler olduğu görülmektedir.

Konuşma bozukluları yapısal olarak kişilerin iletişim ve ifade güçlüğü çekmelerine sebep olsalar da durum yalnızca görüldüğü gibi de değildir. Konuşma sorunu yaşayan bireylerde ifade güçlüğünden kaynaklanan özgüven eksikliği ve psikolojik buhranların yaşandığı dönemler ergenlik döneminden sonra ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu sorunların önüne geçmek için konuşma sorunlarını küçük yaşlarda önemsemek ve bu sıkıntılara ulaşmadan kişiliyi konuşma sorunlarından kurtarmak en ideal dönemde yapılacak en verimli süreçleri işlemekten geçmektedir. Küçük yaşlara ilgilenilen konuşma sorunlarını, tam anlamıyla detaylandırmak ve çocuklardaki konuşma sorunlarının kaynaklarına ulaşma yönünde atılacak bilimsel veriler eşliğinde konuşma sorunlarına yönelik ideal yöntemlerin seçimi sağlanmalıdır.  Konuşma sorunları kişiden kişiye değişik şekillerde görülen akıcı konuşma bozuklukları ya da harf hataları olarak görülebilirken bir de hiç anlaşılmayan konuşmalara sebebiyet veren dil tembelliği de konuşma sorunlarındandır. Dil tembelliği ise genelde işitme kaybının yaşandığı durumlarda daha belirgin şekilde görülmektedir. Hiç işitilmeyen seslerin dil tarafından nasıl çıkarılacağının bilinmemesi yahut bu seslerin nasıl çıkarılacağının hiç öğrenilmemiş olması ile görülen problemlerdir. Dil tembelliğinin görülen sesletim sıkıntılarını aşabilmek için her sesin çıkış noktalarının çocuk tarafından öğrenilmesine yönelik dil ve dudak egzersizlerinin yapılması gerekmektedir.

Konuşma sorunları ayrıca bir hastalık ya da toplum arasında özür olarak algılanabilmektedir. Aslında hastalık olmadıkları için de hap ya da ilaç tedavisi olmayan sorunlardır. Konuşma egzersizleri ile son bulabilen konuşma sorunları heyecana bağlı olarak artış gösterebilseler de heyecanı yatıştırmak adına kullanılan antidepresanlarla tamamen ortadan kalkmaları mümkün olmayan problemlerdir. Kişilerdeki konuşma sorunlarının konuşma terapileri sonucunda geçtiğinin gözlemlenmesi de yeterli değildir. Ayrıca bu başarının kişiler tarafından ne kadar devam ettirildiğinin de tespiti ve analizi önemlidir.

Bir önceki yazımız olan Shaping Tekniği başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.